Bir psikiyatri hastasına yardım ederken farkında olmadan zarar veriyor olabilir misiniz?

Yardım etmek isterken neden zorlaştırıcı hale gelebilir?

Bir yakınınız depresyon, kaygı bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk, bipolar bozukluk, psikoz ya da başka bir psikiyatrik sorun yaşadığında doğal olarak onu korumak istersiniz. Daha iyi hissetsin, toparlansın, günlük hayatına dönsün istersiniz. Çoğu aile üyesi ya da eş tam da bu nedenle daha ilgili, daha dikkatli ve daha müdahil olmaya başlar.

Burada sorun niyet değildir. Sorun, ruhsal hastalıkların dışarıdan göründüğü kadar basit olmamasıdır. Kişi bazen sadece üzgün, dalgın, öfkeli ya da isteksiz görünür. Oysa içeride çok daha karmaşık bir mücadele olabilir. Bu nedenle dışarıdan ‘destek’ gibi görünen bir davranış, kişinin yaşadığı şeyi derinleştirebilir.

Örneğin siz onu rahatlatmaya çalışırken, o daha çok yetersiz hissedebilir. Siz yükünü almak isterken, o giderek kendi hayatı üzerinde daha az söz sahibi olmaya başlayabilir. Siz kaygısını azaltmak için sürekli güvence verirken, aslında kaygının kalıcı hale gelmesine istemeden katkıda bulunabilirsiniz. Yani bazen zarar vermek için kötü davranmak gerekmez; iyi niyetin yönü yanlış olduğunda da kişi zorlanabilir.

İyi niyet her zaman doğru etki yaratmaz.

Psikiyatrik hastalık yaşayan biri en çok neye ihtiyaç duyar?

Bir psikiyatri hastasının en temel ihtiyaçlarından biri anlaşılmaktır. Ama anlaşılmak, her dediğini onaylamak ya da her duygusunu hemen düzeltmeye çalışmak değildir. Anlaşılmak; yaşadığı şeyin gerçek olduğunu kabul etmek, onu küçümsememek, onu yalnızca hastalığından ibaret görmemek ve onu kendi karar verme kapasitesinden tamamen koparmamaktır.

Ruhsal hastalık yaşayan birçok kişi iki şeyden aynı anda yorulur: Hastalığın kendisinden ve çevresinin yaklaşımından. Bir yandan belirtilerle uğraşır, bir yandan da ‘Abartıyorsun’, ‘Biraz güçlü ol’, ‘Sen de çok takıyorsun’, ‘Bunu düşünme geçer’ gibi cümlelerle karşılaşabilir. Bu durumda kişi sadece hasta değil, aynı zamanda anlaşılmamış hisseder.

Bir insanı yalnızlaştıran şey bazen hastalığı değil, çevresinin onu anlamadan düzeltmeye çalışmasıdır.

En sık yapılan ama fark edilmeyen hatalar

Sürekli nasihat vermek: Yakınınız zorlandığında hemen çözüm üretmek isteyebilirsiniz. ‘Kafanı dağıt’, ‘Dışarı çık’, ‘Olumlu düşün’, ‘Bu kadar takma’, ‘İlaçlarını iç geçer’ gibi cümleler iyi niyetli gelebilir. Ancak kişi derin bir ruhsal zorlanma içindeyse bu cümleler onda şu etkiyi bırakabilir: ‘Demek ki ben basit bir şeyi bile yapamıyorum.’ Psikiyatrik belirtiler çoğu zaman yalnızca iradeyle çözülemez. Kişi ne yapması gerektiğini biliyor olabilir; ama yapacak gücü, dikkat kapasitesi ya da duygusal alanı olmayabilir.

Sürekli kontrol etmek: Bazı yakınlar iyi olmak için kişiyi çok yakından takip etmeye başlar. İlaç alıp almadığını, ne hissettiğini, ne düşündüğünü sürekli izler. Bu yaklaşım zamanla boğucu hale gelebilir. Kişi kendini hasta gibi değil, sürekli denetlenen biri gibi hissetmeye başlayabilir. Bu da hem ilişkide gerilim yaratır hem de kişinin kendi sorumluluğunu sağlıklı biçimde geliştirmesini zorlaştırır.

Onun yerine her şeyi yapmak: Yakınınız çok zorlanıyorsa onun yerine karar vermek, telefon görüşmelerini yapmak, randevuları ayarlamak, sosyal ilişkilerini yönetmek ya da günlük görevlerini tamamen üstlenmek size koruyucu gelebilir. Ancak bu tutum kalıcı hale geldiğinde kişi yavaş yavaş kendi işlevselliğine olan güvenini kaybedebilir ve ‘Ben zaten tek başıma yapamıyorum’ duygusuna sürüklenebilir.

Güvence vermeyi destek sanmak: Bu özellikle kaygı bozuklukları ve obsesif kompulsif bozuklukta sık görülür. Kişi tekrar tekrar aynı şeyi sorar, yakını da onu rahatlatmak için tekrar tekrar güvence verir. O anda kişi biraz rahatlar. Ama bu rahatlama kalıcı olmaz. Zihin şu mesajı alır: ‘Demek ki gerçekten tehlike vardı.’ Böylece kaygı kısa süreli azalır ama uzun vadede güçlenir.

Hastalığı küçümsemek ya da kişiliğe bağlamak: ‘Bu kadar da depresyon olmaz’, ‘Herkeste kaygı var’, ‘Sen zaten çocukluğundan beri böylesin’ gibi cümleler kişinin yaşadığı ruhsal sorunu görünmez hale getirir. Ruhsal hastalık yaşayan kişi çoğu zaman zaten kendini suçlamaya yatkındır. Yaşadığı hafife alındığında, yardım istemekten uzaklaşabilir, utanabilir ya da belirtilerini saklamaya başlayabilir.

Sadece hastalığı görmek: Bir insan ruhsal hastalık yaşadığında kimliği yavaş yavaş ‘hasta’ rolüne sıkışabilir. Aile içinde onunla konuşulan her şey ilaçlar, belirtiler ve krizler etrafında dönebilir. Oysa psikiyatrik tanı kişinin tamamı değildir. Hâlâ bir bireydir, tercihleri vardır, onuru vardır, güçlü yanları vardır. Sadece hastalığı konuşulan kişi zamanla kendi öz değerinden uzaklaşabilir.

Kaygıyı sürekli yatıştırmak bazen kaygıyı büyütür.

Peki nasıl destek olmak gerekir?

Önce anlamaya çalışın. Her duyguyu düzeltmeye çalışmadan önce anlamaya çalışın. ‘Neden böyle yapıyorsun?’ yerine ‘Bu sana nasıl geliyor?’ demek çoğu zaman daha destekleyicidir. Kişinin ne yaşadığını tam olarak kavrayamasanız bile merakla yaklaşmanız çok kıymetlidir.

Hemen çözüm üretmeyin. Bazen kişinin nasihatten çok tanınmaya ihtiyacı vardır. ‘Bunu yaşaman gerçekten yorucu olmalı’ gibi bir cümle, uzun açıklamalardan daha etkili olabilir. Çünkü kişi önce görüldüğünü hissetmek ister.

Destek olun ama hayatı tamamen devralmayın. Gerektiğinde yanında olmak önemlidir. Ama onun yerine yaşamak, onun yerine karar vermek ya da tüm sorumluluğu üstlenmek uzun vadede iyi gelmeyebilir. Destek ile devralmak arasında ince ama çok önemli bir fark vardır.

Kaygıyı değil kişiyi merkeze alın. Yakınınızın kaygılı düşünceleri olabilir. Hepsine cevap vermek zorunda değilsiniz. Bazen ‘Şu an çok kaygılı olduğunu görüyorum’ demek, içeriği tartışmaktan daha işlevsel olur. Böylece kişiyi duyarsınız ama kaygı döngüsünü beslemezsiniz.

Onu yalnızca hastalığıyla tanımlamayın. Ruhsal zorluk yaşayan kişiyle sadece belirtiler üzerinden ilişki kurmayın. Günlük hayattan, ilgilerinden, sevdiği şeylerden, sıradan konulardan da konuşun. Bu, kişiye ‘Sen sadece bu hastalık değilsin’ mesajı verir.

İyi destek, kişiyi küçültmeden yanında kalabilmektir.

Ne zaman profesyonel yardım şart olur?

Eğer kişi işlevselliğini belirgin biçimde kaybetmişse, kendine zarar verme düşüncelerinden söz ediyorsa, gerçeklikle bağında bozulma varsa, ciddi uykusuzluk ya da taşkınlık belirtileri yaşıyorsa, yoğun içe çekilme gösteriyorsa ya da tedaviyi reddettiği için ciddi risk altındaysa profesyonel destek geciktirilmemelidir.

Ayrıca sadece hastanın değil, hasta yakınının da destek alması bazen çok önemlidir. Çünkü uzun süre bir psikiyatrik hastalıkla yaşayan yakının yanında olmak yorucu, suçluluk uyandırıcı ve duygusal olarak tüketici olabilir. Kimi zaman doğru destek, sadece hastaya değil aileye de verildiğinde süreci belirgin biçimde iyileştirir.

Sonuç

Bir psikiyatri hastasına yardım etmek kolay değildir. Ne zaman yaklaşmanız, ne zaman geri çekilmeniz, ne zaman destek olmanız, ne zaman sınır koymanız gerektiğini ayarlamak gerçekten zor olabilir. Bu yüzden bazen iyi niyetle yapılan şeyler, farkında olmadan kişiyi daha çok yorabilir.

Ama bunu fark etmek başlı başına çok değerlidir. Çünkü çoğu zaman değişim, tam da burada başlar. Kişiyi düzeltmeye çalışmak yerine anlamaya yönelmek, onun yerine hayatı üstlenmek yerine yanında durmak, sürekli güvence vermek yerine duygusunu fark etmek ve onu yalnızca hastalığıyla tanımlamamak hem ilişkiyi hem iyileşme sürecini güçlendirebilir.

Bazen en iyi yardım, hemen bir şey yapmak değil; doğru şekilde yanında kalabilmektir.

Yakınınızın sizden her zaman çözüm değil, güvenli bir ilişki beklediğini unutmayın.

error: Kopyalanmaya karşı korumalıdır !!